Telefon
WhatsApp

Akupunktur

Akupunktur

Vücudun kimi noktalarına çok ince uçlu özel iğneler batırılarak uygulanan bir alternatif tıp yöntemi ve geleneksel Çin tıbbının önemli bir bileşeni olan ve genellikle ağrıları azaltmak amacıyla, farklı tedavi türleriyle birlikte uygulanan ve tercih edilen akupunktur tedavisi uzman doktorlarımız tarafından kliniğimizde profesyonel bir şekilde tedavi seansları uygulanmaktadır.

akupunktur-tedavisi

AKUPUNKTUR TEDAVİSİNE DAİR HER ŞEYİ BU MAKALEDE BULABİLİRSİNİZ?(1)

Öncelikle şu bilinmeli ve unutulmamalıdır; “Bugün hasta ve hastalıkların iyileştirilmesinde modern bilimsel tedavi yöntemleri kesinlikle esas alınmalı, akupunktur tedavi yöntemleri ise bunlara yine modern tıbbın kurallarına uygun olarak tamamlayıcı olmalıdır”.

Çin'deki bütün büyük hastanelerde ve Amerika Birleşik Devletleri’nde ise hastane hizmetlerinin %15 oranında, talep doğrultusunda Geleneksel Çin Tıbbı (GÇT) hizmeti verilmektedir. Hong Kong ve Singapur gibi farklı kültürlerin buluştuğu yerlerde de, bu tür hizmetlerin verildiği görülmektedir.

Bununla birlikte; bu durum, hekimlerin Batı Tıbbı yani Modern Tıp (MT) uygulamalarından vazgeçip tamamen GÇT’na yöneldikleri anlamını taşımamaktadır. Gerekli ciddiyet ve saygı çerçevesinde; GÇT yöntemlerinin, MT uygulamalarına tamamlayıcı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu hekimler; MT uygulamalarını, MT’ın yetersizliklerini ve GÇT yöntemlerini birlikte değerlendirerek ve hastalarının rızalarını da alarak hastalıkları tedavi etmeye çalışmaktadır.

Geleneksel Tıp’ta; Çin, Hint, Yunan (Avrupa) ve Mısır Tıbbı olmak üzere, dört ana sistem bulunmaktadır. Bu sistemlerden Çin Tıbbı’nın, en kullanışlı sistem olduğu savunulmaktadır. Yunan ve Mısır sistemlerinin, tek bir bitkiyi veya basit kombinasyonları; Çin ve Hint sistemlerinin (özellikle Çin) ise, çoklu Herbal Ürünler (HÜ) içeren kompleks formülleri kullanıldığı görülmektedir.

MT’ta kullanılan Doğu Tıbbı yöntemlerinin temelini, özellikle Çin ve Hint (Ayurveda) tıbbi sistemleri oluşturmaktadır. Doğu Tıbbı ile Batı Tıbbı arasındaki bu temel farkı açıklamak için yeterli belge olmasına rağmen; mantıksal çıkarım ile tüm tıp sistemlerinin uygulamalarına, tek bir HÜ ile başladığı anlaşılabilmektedir.

Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp (TAT)’ın en önemli bölümünü, GÇT oluşturur. GÇT’nda, hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için en yaygın olarak Akupunktur ve Bitkisel Çin Tıbbı yöntemleri kullanılmaktadır. Akupunktur ise, TAT’ın en geniş bölümünü oluşturmaktadır.
Her modern şehirde, hastalar için bilimsel ve etkili tedavi hizmetleri sunan modern hastane ve klinikler bulunmaktadır. Bugün hastalar modern tıbbi olanakları bilmekte ve ihtiyaç duyduklarında; bu olanakları, tereddüt etmeden haklı olarak kullanmaktadırlar. Hastalar, bir dereceye kadar bu durumdan oldukça memnun kalmaktadır.

bütüncül tip fulya akupuntur

MT yöntemlerini uygulayarak amacına ulaşan modern bir klinisyen (doktor), bu durumda GÇT’nı kullanmaya ihtiyaç duymamaktadır. Bununla birlikte; modern bir klinisyen, çok uğraştığı halde, hastasının sorununu çözmezse ve bu durumda diğer alternatif yöntemleri düşünmezse, esasen hastasına karşı olan etik sorumluluğunu yerine getirmemiş sayılmaktadır.

Durum böyleyken, “hastaların alternatif yöntemlere hiç ihtiyacı olmayacak mı?” sorusu da sorulmaktadır. Bu soruya cevap olarak, “hastaların bazı durumlarda, Alternatif Tıp (AT) yöntemlerinin uygulanabileceğinden de haberdar olmalıdır” denilmektedir.

MT’ın tedavide yetersiz-başarısız olup hastayı rahatlatamadığı durumlarda; etik-yasal olarak uygun olup hasta tercih ederse, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği AT yöntemlerinin de, hasta hakları açısından düşünülmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Hekimlerin; hastalarına, en iyi çözümü sunmak ve kullanacakları yöntemler ile ilgili her türlü bilgiyi vermek zorunda olduklarını unutmamaları gerekmektedir. Hastalar, kendilerinin tedavisi için daha kapsamlı çözümlerin farkında olmasalar bile; hekimler etik görev olarak, alternatif ya da ilave çözüm yöntemlerini hastalarına açıklama sorumluluğunu taşımaktadır.

Ayrıca; GÇT’nın esasen ayrı bir tıp sistemi olduğu, ancak Alternatif Tıp isimlendirmesinin yanlış anlaşılmalara yol açabildiği ve bu nedenle de, bu yöntemlerin MT’ın alternatifi değil, sadece bütünleyicisi-tamamlayıcısı olabileceği belirtilmektedir.

Ortaya çıkan en önemli durum, GÇT’nın Modern Tıp içinde “Bilimsel Akılcı Kullanımı” gerçeğidir. “GÇT’nın Bilimsel Akılcı Kullanımı” ve dolayısıyla “Akupunkturun Bilimsel Akılcı Kullanımı” kavramlarının tıp sistemine yerleşmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

akupunktur hizmeti

Akupunktur Nedir?
Akupunktur (Acupuncture) kelime olarak, “iğne batırmak” (acus=iğne, puncture=batırmak) anlamındadır. Ülkemizdeki “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği”ne (bu yönetmelik, 27.10.2014 tarihli, 29158 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır) göre; “Akupunktur; iğne, lazer ışınları, elektrik stimülasyonu (elektriksel uyarı), kupa, kulak için tohum, iğne ya da manyetik topçuklar (bilyeler), termik stimülasyon (ısı uyarısı), akupres (masaj) ve ses veya elektrik veya manyetik titreşimler gibi uyarı yöntemleri ile vücuttaki bulunmuş özel noktaların uyarılması suretiyle yapılan uygulamayı ifade eder.”

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; “akupunktur, GÇT’nın bir parçası olup, değişik teknikler ile vücudun belli bazı alanlarına ve kulak kepçesine iğne batırmak suretiyle uyarılmasıdır. Bu belirlenmiş özel alanlara, akupunktur noktaları denir. Akupunktur tedavisinde hastaya dışardan herhangi bir ilaç vb. madde verilmez.” 

akupuntur butuncül tıp fulya

Amerika Birleşik Devletleri “The National Center for Complementary and Alternative Medicine (NCCAM)”ne göre; “akupunktur, deri üzerindeki belirlenmiş özel noktaların değişik yöntemler ile uyarılmasıdır.” NCCAM, Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü’nü (NIH’i) oluşturan 22 enstitüden birisidir.

GÇT’na göre; Yin ve Yang arasındaki denge, ruh ve bedenin sağlık durumunu yansıtır. Yin ve Yang arasındaki denge bozulursa, kişi hasta olur. Hasta kişide bozulmuş olan Yin-Yang dengesi, uygun akupunktur noktaları iğnelenerek yeniden sağlanır.

GÇT’na göre vücuttaki yaşam enerjisi (Qi enerjisi); 12 meridyen (ana kanal), 8 ekstra meridyen (ilave kanal) ve bu meridyenlerin kollateralleri (yan kanalları) olarak bilinen enerji kanallarında dolaşmaktadır (akmaktadır). Bu kanallar boyunca, belli yerlerde, özel noktalar bulunmaktadır.

GÇT içinde, deride bulunan belirli noktaların iğne batırılarak uyarılması sonucu hastalıkların tedavi edildiği bir sistem gelişmiştir. Bu sistem, akupunktur adıyla bilinmektedir. Başka bir deyişle GÇT’na göre akupunktur metodu; kanal ağ sistemindeki Qi akışını etkilemek için, metal iğnelerin vücuda batırılması şeklinde uygulanan bir tedavi yöntemini içermektedir. Kısacası akupunktur; akupunktur noktalarının, çok ince iğneler kullanılarak (batırılarak) delinmesi ve uyarılması şeklinde uygulanan bir yöntemdir.

akupunktur hizmeti

Akupunkturun Tarihi Geçmişi Nasıldır?
Tarihi belgeler; Geleneksel Çin Tıbbı’nın önemli bir kısmını oluşturan akupunkturun dünyanın doğu bölgelerinde 5 bin yıldır uygulanmakta olduğunu göstermektedir.

Taş Devrinde taş iğneler ve Maden Devrinde dökme iğneler kullanılmıştır. İbn-i Sina, kemik iğneler kullanmıştır. Günümüzde ise; çelik (genellikle), altın ve gümüş’ten yapılı steril metal iğneler kullanılmaktadır. Çin'deki ilk tıp kitabı, Huang Di Nei Jing (MÖ 500-300) tarafından “Sarı İmporator Klasiği” olarak “Tıbbın Genel Kuralları (The Canon of Medicine)” adıyla yazılmıştır. Tarihi belgeler, akupunktur ve moksibüsyon’un çok erken dönemlerde diğer ülkelere de yayıldığını (6.yüzyılda Kore ve Japonya'ya, 16.yüzyılda Avrupa'ya ulaştığı) görülmektedir.

Fransa, akupunktur konusunda uzun dönem önde gitmiştir. 1966 yılında İngiltere'de Leamington Akupunktur Okulu açılmıştır. Sonrası bu tür okulların sayısında, hızlı bir artış olmuştur. Amerika Birleşik Devletleri’nde, akupunkturun 1800’lü yıllarda uygulanmaya başladığı ve 1976 yılında ilk Akupunktur Okulunun açıldığı görülmektedir. Üniversitelerde akupunktur bölümleri açılmıştır.
Dünya Sağlık Örgütü, 1970 yılında akupunkturu kabul etmiş ve destek vermiştir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1979 yılında Çin/Pekin’de düzenlenen Akupunktur Sempozyumunda, akupunkturun etkili olduğu hastalıklıklar listelenmiştir. Bu liste, günümüze kadar geliştirilmiştir.

fulya butuncul tıp

Amerika Birleşik Devletleri’nde NIH (National Institute of Health=Ulusal Sağlık Enstitüsü), 1998 yılında akupunkturun birçok hastalığın tedavisinde etkili olduğunu bildirmiştir.

UNESCO (United Nations Education, Scientific and Cultural Organization-Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü); akupunkturu, 2010 yılında “Kültürel Miraslar Listesi”ne almıştır.

Dünya Sağlık Örgütü; uzmanlar aracığıyla Geleneksel Tıp ve Tamamlayıcı Tıp’ın dünyadaki mevcut durumunu kapsamlı bir şekilde analiz ederek, önemli sorunları ele alan “2014-2023 Geleneksel Tıp Stratejisini” geliştirmiştir.

Akupunktur; zamanımızda birçok Avrupa ülkesinde, yasal olarak yaygın bir şekilde uygulanmakta, eğitimleri verilmekte ve tedavi masrafları sigorta şirketleri tarafından karşılamaktadır.


Akupunktur Tedavi Yönteminin Ülkemizdeki Durumu Nedir?
Akupunktur Tedavisi, Ülkemizde yasal bir tedavi yöntemi olarak kabul edilmiştir. Akupunktur uygulamasının kayıtlara geçen bilgilere göre; Ülkemizde 1960'lı yıllarda başladığı ve 1980'li yıllarda yaygınlaştığı görülmektedir.

Sağlık Bakanlığı’nda 1984 yılında “Akupunktur Üst Komisyonu” kurulmuştur. Bu komisyonun hazırladığı “Akupunktur Yönetmeliği”, 29.10.1991 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak, akupunktur bir tedavi yöntemi olarak Ülkemizde resmen kabul edilmiştir.
Daha sonra 17.9.2002 tarihli Resmi Gazete'de yeni “Akupunktur Yönetmeliği” yayınlanmıştır.

19.11.2014 tarihli ve 6569 no’lu “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un Enstitüler başlıklı 11.Maddesinde; TÜSEB (Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı) bünyesinde, “Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü” kurulmasına yer verilmiştir.

Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü bünyesinde “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Daire Başkanlığı” kurulmuştur.

Son olarak; 27.10.2014 tarihli, 29158 sayılı Resmi Gazete’de “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği” yayınlanmıştır. Bu yönetmelikte; Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları kapsamında akupunkturun da içinde olduğu 15 uygulama yöntemi tanımlanmıştır.

bütüncül tıp fulya
Akupunktur Uygulamaya Yetkili Personel Ne Demektir?
27.10.2014 tarihli ve 29158 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği”nde; Akupunktur Uygulamaya Yetkili Personel, “İlgili alanda uygulama eğitimi almış sertifikalı tabip veya kendi alanında uygulama yapmak üzere diş tabibi” olarak açıklanmıştır.


Akupunktur Noktası Ne Demektir?
Akupunktur tedavisi yönteminde kullanılan özel (spesifik) noktalar, akupunktur noktaları (AN) olarak isimlendirilmektedir. AN, insan vücut yüzeyinde (cilt üzerinde) bulunmakta ve yerleri önceden tanımlanmış durumdadır. Uyarılmaları sonucunda kanallardaki enerji akışının düzenlenmesini sağladıkları için; GÇT’nda akupunktur noktalarına, vücudun ayar düğmeleri (vanaları) de denilmektedir.

AN’nın çoğu kanallar üzerinde olup kanal noktaları; diğerleri ise kanalların dışında olup kanal-dışı noktalar olarak isimlendirilmektedir.
Bu yüzeyel ayar noktaları (AN), akupunktur iğneleri (veya başka bir yöntem) ile uyarılarak kişi kendi olanaklarıyla (ilaç kullanmadan) tedavi edilebilmektedir.

Hastalık ve sendrom (bulgu ve belirtiler kompleksi) tanısını takiben, tedavi prensipleri ve akupunktur reçetesi formüle edilmektedir. Bu formülde; AN, özel tedavi etkilerini ortaya çıkarabilmek için GÇT teorisine göre seçilmektedir. Sonra; iğneler, AN’na batırılmaktadır. İğneler, belli bir süre batırılan yerlerinde tutulmaktadır. Ayrıca, tedavinin etkisini güçlendirmek için diğer yöntemler de tedaviye ilave edilebilmektedir. İğne uyarısı yoluyla; her bir akupunktur noktasından, belirli tedavi edici etkiler elde edilmektedir. Her bir akupunktur noktasının, bölgesel (akupunktur noktasının bulunduğu bölgedeki ağrı, şişlik veya aşırı kasılmanın tedavi edilmesi gibi) ve uzak (elin başparmak ve işaret parmağı arasında ve kalın bağırsak kanalı üzerinde bulunan Li-4 isimli noktanın uyarılmasıyla diş ağrısının tedavi edilmesi gibi) olmak üzere iki tür etkisi bulunmaktadır.

Akupuntur Tedavisini Uygulama Yöntemleri Nelerdir?
Akupunktur uygulamaları, uygulanan vücut bölgesine ve kullanılan yönteme göre sınıflandırılmaktadır.

Uygulanan vücut bölgesine göre akupunktur uygulamaları: Bu tür uygulamalar, makrosistem akupunkturu ve mikrosistem akupunkturu olarak ikiye ayrılabilir.

Makrosistem akupunkturu, vücut akupukturu olarak da bilinir. Vücut akupunkturunda, vücudumuzun tümüne dağılmış ve vücut yüzeyinde tanımlanmış yerler (akupunktur noktaları) kulanılarak akupunktur tedavisi yapılır.

Mikrosistem akupunkturunda, vücudun tüm organ ve parçalarına karşılık geldiği kabul edilen vücudun sınırlı ve iyi tanımlanmış bölgeleri (kulak, kafa derisi, ağız içi, el, ve ayak gibi) kulanılarak akupunktur tedavisi yapılır.

Mikrosistem akupunkturunda en yagın olarak kullanılan uygulama, kulak akupunkturudur.

Kullanılan yönteme göre akupunktur uygulamaları: Bu tür uygulamalar; İğneli Akupunktur, Moksa Akupunktur, Masaj Akupunktur, Elektro-Akupunktur, Lazer Akupunktur, Manyetik Akupunktur ve Sono-Akupunktur yöntemleri olarak adlandırılmaktadır. İğneli, moksa ve masaj akupunktur yöntemleri, akupunkturun geleneksel uygulamalarıdır. Elektroakupunktur, lazer akupunktur, manyetik akupunktur ve sonoakupunktur yöntemleri ise akupunkturun modern uygulamalarıdır.

Akupunktur Tedavisi Nasıl Yapılır?
Akupunktur tedavisinin esası, akupunktur noktalarının uyarılması temeline dayanır. Akupunktur tedavisi sırasında, tüm vücuda yayılmış olan veya vücudun belli bir bölgesinde bulunan akupunktur noktaları (genellikle, tüm vücut ve kulak kepçesindeki noktalar) kullanılmaktadır.

Akupunktur noktalarını uyarmak için; akupunktur iğnesi, ısı uyarısı, masaj (bası) tekniği, elektrik akımı, lazer ışını, manyetik (mıknatıs) titreşim ve ses dalgası kullanılabilmektedir.

Vücut akupunktur uygulaması: Bu uygulamada, önceden tanımlanmış ve tüm vücuda yayılmış olan akupunktur noktaları ve hekimin tespit ettiği uygun noktalar kullanılır.

Kulak akupunktur uygulaması: Bu uygulamada, kulak kepçesindeki akupunktur noktaları kullanılır. Bu noktalara; iğne, bası, elektrik, lazer ve manyetik uyarılar uygulanır. Fransız Dr.Paul Nogier; vücuttaki yapıların kulak kepçesine yansımasını, anne karnındaki bir ceninin duruşuna (ters duruşa) benzetmiştir. Bir insanın vücudu; kendi kulak kepçesinde, ters durmuş şekli ile temsil edilir. Başka bir deyişle insan vücudunun kulak kepçesindeki yansıması; baş aşağıda ve ayaklar yukarıda olacak şekildedir. Bu keşif, modern kulak akupunkturunun temelini oluşturmaktadır.

1950'lerde Japon Nakatani ve Fransız Niboyet; bir kulak akupunktur noktasındaki deriye ait elektriksel direncin, çevresindeki deriye göre daha düşük (veya elektriksel iletkenliğinin daha yüksek) olduğunu (yani; kulak akupunktur noktalarındaki deri direncinin 100-900 kOhm, kulak akupunktur noktası olmayan yerlerdeki deri direncinin 1100-11700 kOhm olduğunu) bulmuşlardır.


İğneli akupunktur yöntemi: Bu yöntemde; akupunktur noktaları, insan vücudu için uygun akupunktur iğneleri ile uyarılır. Vücut ve/veya kulaktaki belli noktalara direkt olarak tek kullanımlık metal iğnelerin batırılması metodudur. Bu yöntem, iğneleme metodur ve iğneli akupunktur tedavisi adını alır. Bu yöntemde, iğneleme alanına herhangi bir ilaç verilmez. Bu yüzden halk arasında “kuru iğneleme” olarak da bilinir. En yaygın olarak kullanılan akupunktur yöntemidir. Akupunktur tedavisinde iğneleme metodu dışında; bazen moksa akupunktur, elektroakupunktur, lazer akupunktur, manyetik akupunktur, masaj akupunktur ve sonoakupunktur yöntemleri de kullanılabilmektedir.


Elektro-akupunktur (EA) yöntemi: Bu yöntemde; akupunktur noktaları ve özel noktalar, insan vücudu için uygun elektrik akımı ile uyarılır. Vücuda batırılmış olan iğnelere (aynı anda, en az 2 veya en fazla 6-8 iğneye), elektrotlar bağlanarak, EA cihazının ürettiği uygun ve küçük dozdaki bir elektrik akımı uygulanmaktadır. Geniş bir tedavi alanına sahip olan EA, özellikle ağrı tedavisinde ve kas tonusunun düzenlenmesinde kullanılır. Lazer akupunktur yöntemi: Bu yöntemde; akupunktur noktaları, düşük yoğunluklu ve nonthermal lazer ışınları ile uyarılır. Lazer, esasen bir ışıktır. Lazeri, bildiğimiz normal ışığın yoğun hali olarak düşünebiliriz. Yani lazer
akupunktur yönteminde; iğne kullanılmadan akupunktur noktaları, insan vücudu için uygun lazer ışınları ile uyarılır. İğnesiz akupunktur olarak da bilinir.


Sono-akupunktur yöntemi: Bu yöntemde; akupunktur noktaları, insan vücudu için uygun ses dalgaları ile uyarılır. Bu yöntem, günümüzde nadir olarak kullanılmaktadır.

Manyetik akupunktur yöntemi: Bu yöntemde; akupunktur noktaları, akupunktur iğnesi yerine, insan vücudu için uygun manyetik (mıknatıs) titreşimler ile uyarılır. Manyetik bilyeli flasterler, akupunktur noktalarına yapıştırılarak uygulanmaktadır. Bu şekilde; manyetik güç, uygulama yerinden daha derin dokulara nüfuz edebilmektedir.

Moksa akupunktur yöntemi: Bu yöntemde; akupunktur noktaları, insan vücudu için uygun ısı uyarıları ile uyarılır. Moksibüsyon; bir ısıtma (yakı) tedavisi olarak bilinmektedir. Bu tedavide, Artemisia Vulgaris denilen ottan yapılmış bir yumak kullanılmaktadır. Moksa akupunktur yönteminde; bir parça moksa yumağı, vücuda batırılmış akupunktur iğnesinin sapı üzerine yerleştirilip yakılmaktadır. Bu şekilde; oluşan ısı, iğne aracılığıyla akupunktur noktasına aktarılmaktadır.


Masaj akupunktur yöntemi: Bu yöntemde; akupunktur noktaları, akupunktur iğnesi yerine, insan vücudu için uygun masaj (el-parmak basısı) basıları ile uyarılır. Bu yöntem; akupunktur noktalarına, genellikle el-parmaklar aracılığıyla ile ovma benzeri bası-basınç yapılarak uygulanmaktadır. Bu yönteme, akupresur uygulaması da denilir. Tedavide; hangi akupunktur yöntem veya yöntemlerinin size uygun olacağı, açıklamaları ile birlikte doktorunuz tarafından size önerilecektir.

Akupunktur Tedavisinde Kullanılan Tıbbi Alet, Malzeme ve Cihazlar Nelerdir?
Akupunktur tedavisinde, ilgili standartlara uygun olmak üzere; alet olarak genellikle penset ve baskı aleti; malzeme olarak genellikle iğne ve manyetik bilyeler; akupunktur noktalarını temizlemek için alkollü pamuk; cihaz olarak ise genellikle nokta gösterici, elektroakupunktur, lazer akupunktur ve sonoakupunktur cihazları kullanılır.

Akupunktur iğneleri: Akupunktur uygulamasında kullanılan iğneler, akupunktur uygulaması için özel üretilmiş olan tek kullanımlık (yani; bir kez kullanıldıktan sonra, bir daha hiçbir şekilde kullanılmayan) steril paslanmaz çelik (bazen, gümüş veya altın) iğnelerdir. Bu metal iğnelerinin kalınlık, uzunluk, şekil ve sayısı; yapılacak tedavi şekline ve tedavide kullanılacak olan vücut bölgesine göre değişebilmektedir. İğneler, geçici veya kalıcı olabilir. Geçici iğneler, sadece seans sırasında uygulanıp çıkarılır (vücut akupunkturundaki olduğu gibi). Kalıcı iğneler ise; seans sırasında uygulanıp, vücudunuzda bir hafta kadar kaldıktan sonra çıkarılır (kulak akupunkturundaki gibi).

Vücut akupunkturunda, uygun uzunluktaki düz iğneler kullanılmaktadır. Bu tür iğnelerinin kalınlıkları 0.16- 0.30mm, uzunlukları ise 7-125mm arasında değişmektedir. Sıklıkla; kalınlığı 0.25mm, boyu 25mm olan iğneler kullanılmaktadır. Bir vücut akupunktur iğnesinin; bir iğne kısmı ve bir de sap kısmı olmak üzere iki kısmı vardır. İğne kısmı, vücuda batırılan bölümüdür. Sap kısmı ise, doktorun tuttuğu ve batırmak için kuvvet uyguladığı bölümüdür. Bir vücut akupunktur iğnesi; seans sırasında vücuda batırılır, belli bir süre (20-30 dakika kadar) vücutta tutulur ve seans sonunda vücuttan çıkarılır. Bu nedenle de, geçici iğne adını alır. Uygun büyüklükteki geçici iğneler; seans sırasında, kulak kepçesine de batırılabilir. İğneli vücut akupunkturunun bir seasında, ortalama 10-20 tane vücut iğnesi
kullanılabilmektedir.

Kulak akupunkturunda ise, raptiye benzeri iğneler kullanılmaktadır. Bu iğnelerin kalınlıkları 0.22-0.26mm, uzunlukları ise 1.3-2.0mm arasında değişmektedir. Sıklıkla; kalınlığı 0.22mm, boyu 1.3mm olan iğneler kullanılmaktadır. Bir kulak akupunktur iğnesinin; bir iğne kısmı ve bir de yuvarlak kısmı olmak üzere iki kısmı vardır.

İğne kısmı, kulak kepçesine batırılan bölümüdür. Yuvarlak kısmı ise, bir raptiyenin disk şeklinde olan ve parmak ile bastırılmasına yarayan geniş bölümüne benzer. İğnenin yuvarlak kısmında, genellikle iki katlı ve ten renginde olan bir flaster bulunur. Kulak kepçesine batırılan bir iğne, bu flasteri aracılığıyla kulak kepçesinin derisine yapıştırılır. Bu sayede; bir kulak akupunktur iğnesi, uzun bir süre (1 hafta kadar) kulak kepçesinde kalabilmektedir. Bu nedenle, kalıcı iğne adını alırlar. İğneli kulak akupunkturunun bir seasında, 4-8 tane kalıcı iğne kullanılabilmektedir.

Akupunktur Noktalarının Cihaz ile Tespit Edilmesi Ne Demektir?
Akupunktur noktalarının vücut yüzeyinde tespit edilmesinde kullanılan cihazlara, nokta göstericiler-bulucular (punktoskop=nokta dedektörü) denilir. Vücut akupunktur noktalarındaki deriye ait elektriksel direncin, çevresindeki deriye göre daha düşük (veya elektriksel iletkenliğinin daha yüksek) olduğunu bildirmişlerdir. Nokta gösterici cihazlar, vücut akupunktur noktalarının bu özelliğine göre çalışır.

Bu cihazların biri sabit, biri de hareketli (nokta bulucu) olmak üzere metal çubuk şeklinde olan iki ucu vardır. Sabit ucu, hasta elinde tutar. Bu sırada hekim; hareketli ucu, cilt üzerinde olmak üzere, hastanın vücut veya kulak yüzeyinde gezdirerek (değdirerek) akupunktur noktalarını tespit etmeye çalışır. Hareketli uç, akupunktur noktasına geldiğinde, cihaz görsel ve işitsel sinyaller verir. Böylece; bu cihaz, akupunktur noktasını işaret eder. Bu tür cihazlar, elektrik uyarısı uygulabilme özelliğine de sahip olabilir (yani; hem nokyayı tespit, hem de tedavi edebilmektedir).


Akupunktur Tedavisinin Aşamaları Nelerdir?
Akupunktur tedavisi, muayene ve uygulama olmak üzere 2 aşamadan oluşur.


Muayene Aşaması: Akupunktur tedavisinde, önce muayene yapılır. Muayene sonrası, gerekirse ilgili tetkikler ve araştırmalar yapılır. Muayene ve/veya tetkikler sonrası, ön tanı/tanı (teşhis) konulur ve tedavi planı yapılır.


Tedavide hangi akupunktur yöntemlerinin size uygun olacağı, açıklamaları ile birlikte (seans süresi ve sayısı dahil) doktorunuz tarafından size önerilir.

“Akupunktur Tedavisi İçin Aydınlatılmış Onam Formu”nun; belirli yerleri muayenden önce doldurulur, diğer yerleri ise muayenden sonra doldurulup uygunsa siz ve doktorunuz tarafından imzalanır.


Uygulama Aşaması: Akupunktur tedavisinin başladığı aşamadır. Bu aşamada; uygun görülen akupunktur yöntemini veya yöntemlerini doktorunuz size uygular. Bu aşamanın sonunda, doktorunuz sizi bilgilendirerek bir sonraki seansa davet eder.
İğneli akupunkturdaki bir seans (bir iğneleme seansı), üç evreden oluşur. Birinci evre; akupunktur uygulama  yatağında genellilkle sırtüstü veya gereğinde yüzüstü yatar pozisyonda, doktorunuz tarafından akupunktur noktaları tespit edilir ve tespit edilen akupunktur noktaları alkollü pamuk aracılığıyla temizlendikten sonra iğnelerin vücudunuza batırılmasını kapsar. İkinci evre; iğneler vücudunuzdayken, sizin 20-30 dakika kadar yatar pozisyonda durmanızı kapsar. Üçüncü evre; iğnelerin vücudunuzdan çıkarılarak toplanmasını kapsar. Kalıcı iğnelerinin kullanıldığı kulak akupunkturu seansında ise, yatarak bekleme dönemi bulunmaz.

İğneli akupunktur tedavisi sırasında, geçici ve/veya kalıcı iğneler kullanılabilmektedir. Geçici iğneler, seans sonrasında hemen çıkarılmaktadır. Kalıcı iğneler ise hastanın vücudunda bir hafta kadar kalabilmektedir.

Akupunktur Tedavisindeki Tedavi Planı ve Seansı Ne Anlama Gelmektedir?
Bir akupunktur tedavisinin bütününde yapılacakları içeren şemaya, tedavi planı denir. Bir tedavi planında; hangi yöntemlerin kullanılacağı ve bu yöntemlerin uygulama şekli, süresi, sıklığı ve sayısının ne olacağı tespit edilir. Akupunkturun etkili olabilmesi için, hastanın bu tedavi planına uyması ve özen göstermesi gerekir. Örneğin; seanslara zamanında gelinmemesi veya seanslar sırasında gereği gibi davranılmaması durumunda, akupunktur tedavisinin etkinliği bozulur.

Her bir akupunktur uygulamasına, bir seans denir. Seans uygulama süresi, sıklığı ve sayısı, hasta ve hastalığın durumuna göre değişmektedir. Akupunktur tedavisindeki toplam seans sayısı, bir tedavi kürü olarak bilinir.

Bir tedavi kürü, ortalama 10 seanstan oluşur (6 seans ile 15 seans arasında değişebilmektedir). İğneli vücut akupunkturunda; bir seans, 20-30 dakika kadar sürmektedir. Standart bir tedavi planında iğneli vücut akupunkturu, haftada en az 2 (iki) kez (seans) yapılmaktadır. Seans uygulama sıklığı, her gün veya gün aşırı olabileceği gibi, ayda bir ve hatta yılda bir de olabilmektedir. Kalıcı kulak iğnelerinin uygulandığı kulak akupunkturunda; bir seans, 10-15 dakika kadar sürmektedir.

Standart bir tedavi planında kalıcı iğneli kulak akupunkturu, 5-7 günde bir (genellikle haftada bir) kez (seans) yapılmaktadır. Seans sonrası; flasterli kalıcı kulak iğneleri, sudan etkilenip çıkmazlar. Ayrıca; su, flasterli kalıcı kulak iğnelerinin alt kısmına rahatlıkla geçip deriye ulaşabilmektedir. Geçici iğneli kulak akupunkturu; iğneli vücut akupunkturuna benzer şekil ve kurallar ile uygulanmaktadır.
Tedavide iğneli akupunktur dışında; bazen moksa akupunktur, masaj akupunktur, elektroakupunktur, lazer akupunktur, manyetik akupunktur ve sonoakupunktur yöntemleri de kullanılabilmektedir. Bu yöntemler, ayrı ayrı veya uygun olanlar birlikte uygulanabilir. Tedavi sürecinde; gerekirse akupunktur yöntemlerinde, sizin rızanız alınarak uygun değişiklikler yapılabilmektedir.

İğneli akupunktur dışındaki diğer akupunktur yöntemlerinin uygulanma kuralları, genel akupunktur kurallarına benzer. Ancak, her bir akupunktur yönteminin uygulanma şekli ve kuralları, kendine özgüdür. Bu konularda, doktorunuz sizi bilgilendirecektir.

Her bir seansa gelmeden önce, karnınızın çok aç olmamasını tavsiye ederiz. Her bir seans sonrasında, akupunkturun kas gevşetici ve rahatlama etkisinden dolayı, hafif bir uyku hali olabilmektedir. Bu nedenle; her bir seans sonrası, kısa bir süre dinlenmenizi tavsiye ederiz. Ancak; seans sonrası, tehlike yaratabilecek her hangi bir araç ve gerçek kullanmamalısınız. 

Akupunkturun Etkisi ve Etki Süresi Ne Demektir?
Akupunktur uygulamasının vücutta oluşturduğu değişikliklere, akupunkturun etkisi denir. Yani; akupunktura karşı, vücudun verdiği tepkiler (yanıtlar-cevaplar) bütünüdür. Akupunkturun etkisinin vücutta devam ettiği süreye de, akupunkturun etki süresi denir.
Akupunktur uygulamasına, genellikle herkesin farklı yanıtlar (tepkiler) verdiği kabul edilmektedir.

Akupunktura verdikleri tepkilere göre; insanlar, tepki verenler ve tepki vermeyenler olmak üzere iki ana gruba ayrılmaktadır. Tepki verenler; hızlı ve yavaş tepki verenler olarak ayrılır.

Akupunkturun etki süresi uzunluğunun, kişiden kişiye farklılık gösterdiği bilinmektedir. Bazı insanlarda bir akupunktur seansı sonucunda, bazı kişilerde ise ancak altıdan fazla seans sonucunda etki elde edilebilmektedir.

Akupunkturun etkileri; genelde hızlı başlangıçlı-kısa süreli olanlar ve yavaş başlangıçlı-uzun süreli olanlar diye ikiye ayrılmaktadır. Bu etkilerin, tedaviden sonraki bir kaç saat içinde azaldığı görülmektedir. Tekrarlanan akupunktur uygulamalarıyla, akupunktur etkisinin birikip birikmediğini gösteren yeni çalışmalara ihtiyaç olduğu da vurgulanmaktadır.

Akupunktur Tedavisinde İğnenin Batırılma Derinliği Ne Demektir?
Akupunktur tedavisinin temel ilkesi, hastaya zarar vermekten kaçınmaktır. Büyük damar-sinir ve iç organların olduğu yerlerde yapılan aşırı derin iğnelemeler, hastaya önemli zararlar verebilmektedir. Riskleri en aza indirmek ve istenilen etkileri oluşturmak amacıyla; iğneler, belli derinlikte batırılmalıdır.

İnsan vücudundaki akupunktur noktalarının yerlerini belirlemek için, geleneksel olarak “Cun” adıyla bilinen oransal birim kullanılmaktadır. Bir kişinin el başparmağının genişliği, 1 Cun’dur. Bir kişinin Cun birimi, bu kişinin kendisine özgüdür. Böylece akupunktur noktalarının yerlerini belirlemek için; kişe özgü olan bu Cun ölçüm sistemi, çocuk veya yetişkinlerde ve zayıf veya şişman bireylerde rahatlıkla kullanılabilmektedir.

Bir iğnenin batırılma derinliği; 0.5 Cun’dan küçük olursa buna “Yüzeyel İğneleme”; 0.5-1 Cun arası olursa buna “Orta İğneleme” ve 1 Cun’dan büyük olursa buna Derin İğneleme denir.

Akciğerleri zedeleme riski (pnömotoraks gibi) nedeniyle; iğneler, göğüs boşluğu duvarında bulunan akupunktur noktalarına dik veya eğik derin şekilde batırılmamalıdır. İğneleme sonrası; göğüs ağrısı, göğüste sıkışma hissi, öksürük, nefes darlığı, taşikardi, hipotansiyon, aşırı terleme ve bilinç bulanıklığı gibi belirtiler meydana gelirse; pnömotoraks olma olasılığı düşünülerek acilen uzman kişilerden tıbbi destek alınması gerektiği önemle vurgulanmaktadır.

Akupunktur Tedavisinin Kullanıldığı Hastalıklar Nelerdir?
Akupunktur ile ilgili ders kitaplarında; birçok sağlık durumunun (ağrı, baş dönmesi, öksürük, nefes darlığı, çarpıntı, ishal, kabızlık, iktidarsızlık, adet düzensizlikleri vb. gibi), akupunktur ile tedavi edilebildiği yazmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün; tedavisinde akupunktur yöntemini tavsiye ettiği hastalık durumları, vücudumuzun dört sistemine (1-solunum sistemi, 2-sindirim sistemi, 3-sinir sistemi, 4-kas-iskelet sistemine) ait yapılara göre sınıflanıp listelediği görülmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Sağlık Enstitüleri (National Institutes of Health in the United States-NIH) tarafından düzenlen Akupunktur ile ilgili “Konsensus Oluşturma Paneli”nde, tedavisinde akupunkturun etkili bir şekilde yardımcı olabildiği durumların da tanımlandığı görülmektedir.


Akupunktur Tedavisi Güvenli Bir Yöntem midir?
Akupunktur, yan etkisi ve riski çok nadir olan güvenli bir tedavi yöntemidir.

Bununla birlikte; eğer bir kan hastalığınız, kanama bozukluğunuz, tümör-kanser hastalığınız, kronik hastalığınız, epilepsi (sara) hastalığınız, genetik (ailesel-soya çekim) hastalığınız, bulaşıcı hastalığınız, herhangi bir başka hastalığınız, herhangi bir sağlık probleminiz, geçirmiş olduğunuz ameliyatlarınız, vücudunuzda tıbbi olarak (amaçla) yerleştirilmiş cihaz-materyal (kalp pili, kalp stenti, platin, protez gibi) durumunuz, sürekli olarak kullandığınız ilaçlar (özellikle de, kan suladırıcı olarak bilinen ilaçlar), sağlığınız ile ilgili söylemek istediğiniz başka bir şey (o anlık olsa bile) ve/veya gebeliğiniz (kadın hastalar için) varsa mutlaka doktorunuza bildiriniz.

Geleneksel Çin Tıbbı, Modern Tıp ve Akupunktur
Tarihsel gelişim açısından bakıldığında, Geleneksel Çin Tıbbı (GÇT) ile Modern Tıp (MT) arasında oldukça benzer yanlar bulunmaktadır. Çin’dekine benzer şekilde; sağlık ve hastalıkların doğa şartlarına bağlı geliştiği düşüncesinin, neredeyse aynı zamanda eski Yunanlılarda da ortaya çıktığı görülmektedir. Bu durum da, tarihsel gelişim açısından Doğu ve Batı Tıpları arasında oldukça benzerliklerin var olduğunu göstermektedir.

Örneğin GÇT da; MT gibi akciğerlerin solunum, sindirim sisteminin sindirim ve böbreklerin idrar ile ilgili olduğu üzerinde durmuştur. GÇT’nda da, hastalıkların dışarıdan vücuda giren patojenlerden (doğa kaynaklı nedenlerden) veya vücut fonksiyonlarının bozulmasından (vücut kaynaklı nedenlerden) kaynaklandığı kabul edilmektedir. GÇT’nda da, tanıda hastalık belirtilerinin kullanıldığı görülmektedir.

Bu benzerliklere rağmen, insan vücudundaki fizyolojik ve patolojik olayların, GÇT’ında MT’tan oldukça farklı ifade edildiği de görülmektedir. Örneğin MT’ta lenfatik sistemin bir parçası olarak kabul edilen dalak; GÇT’nda, gıdalardan besleyici yapı taşlarının ayrılmasından sorumlu tutulmuştur. MT’ta vücudun kimyasal fabrikası olarak kabul edilen karaciğer; GÇT’nda, kanın deponlamasından ve Qi enerjisinin vücuttaki dolaşımından sorumlu tutulmuştur.

Ayrıca; premodern Çinli hekimler, hastalık nedenleri olarak bakteri ve virüslerin rolünü asla anlayamamışlardır. Hastalık nedenleri olarak, çevresel faktörleri (rüzgar, sıcak, soğuk, kuruluk ve nemi) sorumlu tutmuşlar. MT’ta hastalık nedenleri olarak kabul edilen mikroorganizmaların tespiti için birçok teknolojik gelişmeler olurken; GÇT’nda ise böyle teknolojik gelişmeler olmamıştır. Bu farklılıkların mantıklı açıklaması için, Doğu ve Batı Tıplarının gelişimini etkileyen düşünce farklılarını anlamak gerekir.

Analitik yaklaşımlar; insan vücudundaki fizyolojik ve patolojik olayları, fiziksel olguların analizi ile açıklamaya çalışmaktadır. Bu yaklaşımlar; vücudun fizyolojik olayları için önce organların yapısını, sonra da fonksiyonlarını analiz etmektedir. Hem Doğu Tıbbı ve hem de Batı Tıbbı (Modern Tıp), organları anlamak için analitik yaklaşımları kullanmıştır.

Bununla birlikte; MT, daha ileri analitik yaklaşımları geliştirmiştir. MT; insan vücudunu sistemlere, organlara, dokulara, hücrelere ve daha küçük elemanlara ayırmaya; beraberinde yapıların özel fonksiyonlarını ortaya koymaya çalışmıştır. MT’taki bu detaylı analiz, ileri teknolojilerin gelişmesine neden olmuştur.

MT’taki bu teknolojik gelişmeler (mikroskobun bulunması ve biyokimya alanındaki ilerlemeler gibi), insan vücudunun çalışması ile ilgili oldukça detaylı bilgileri ortaya koymuştur. GÇT’ndaki analitik yaklaşımlar ise, çıplak gözle görülenlerin ötesine geçememiştir.

MT; böbreği, daha küçük bölümlere ayırarak incelemiştir. Oysa GÇT ise, böbreği bölümlere ayırmadan bir bütün olarak değerlendirmiştir.

Eski Çinli hekimler, kozmoloji (evrenbilimi) alanındaki gelişmeler olan ve GÇT’nın temel öğeleri sayılan YinYang ve Beş Faz (element) sistemlerini ve Qi kavramını kullanmışlardır. İnsan vücudunun yapısını, sağlığını ve hastalıklarını; evren olaylarındaki değişiklere bağlamışlardır. Bu temel öğelere dayanarak evren (makrokozmos) kurallarının, evrenin bir parçası olan insan vücudu (mikrokozmos) için de geçerli olduğunu savunmuşlardır.

Bunların sonucunda; MT mikroskopik detaylı, GÇT ise makroskopik genel yaklaşımlar ile günümüze kadar gelmiştir.

MT hekimleri ve hastaları, GÇT ile ilgili bu açıklamaları yeterli bulmamakta ve hemen kabullenmemektedir. Bu nedenle Qi; nedir, nerede akmaktadır, ölçülebilir-görülebilir mi, neye benzemektedir, içeriği-yapısı nedir, düzgün akışı ve hızı ne demektir? gibi sorulara yanıtlar aramaktadır. Günümüzde Qi düzeyini ve özelliklerini, direkt olarak ölçüp değerlendirerek bu sorulara cevap verebilecek ve sonucunda MT’ı yeteri kadar tatmin edebilecek herhangi bir alet-araç-enstrümanın henüz bulunmadığı da belirtilmektedir.

Bu nedenlerle bazı yazarlar; Qi kavramını, insan vücudu ve işlevleri ile ilgili metafizik bir anlayış olarak görmektedirler. Akupunkturun tedavi edici etkileri de; plasebo, hipnoz ve stres haline bağlanmaktadır. Akupunkturun etki mekanizmaları, Modern Tıp açısından halen tam olarak tespit edilmiş değildir. İlgili araştırmaların, akupunkturu açıklamada yetersiz kaldığı görülmektedir. Ayrıca Modern Tıp’ta uygulanan bazı metodların da etki mekanizması bilimsel olarak tam belli değildir. Henüz uyku ilaçlarının etki mekanizması tam olarak
aydınlatılamamıştır. Ancak; bu metodların netice vermeleri, onları yaşatmaktadır.

Günümüz akupunktur araştırmalarında hangi noktalar, hangi hastalıklar için sorusuna değil; kullanılan noktalar, “vücutta ne şekilde bir reaksiyon oluşturuyor ki tedavide başarılı olunuyor” sorusuna cevap aranmaktadır.

Modern Akupunktur Ne Demektir?
Akupunktur, Batıda yaklaşık 300 yıldır bilinmektedir. Başlangıçta şaşkınlıkla karşılanan akupunkturun, zamanla Batılı doktorların dikkatini çektiği ve özellikle 19.yüzyılda, oldukça yoğun-yaygın bir biçimde kullanıldığı görülmektedir. Akupunktur ile ilgili bugünkü temel farkın; akupunkturun Tamamlayıcı ve Alternatif Tıp içindeki yerini alması olduğu bilinmektedir. Bu nedenle de; çok sayıda sağlık tedavisi uygulayacısının (doktorlar, fizyoterapistler, osteopatlar, kiropraktörler, podiatristler gibi), hastalarına yardımcı olabilmek üzere, akupunkturu öğrenmek istediği görülmektedir.

Bununla birlikte; iki ön yargı, sağlık profesyonellerinin cesaretini kırabilmektedir. Bu ön yargılardan birini, Geleneksel Sistemi öğrenmenin zor ve zaman alıcı olması; bir diğerini ise, hastaları bu şekilde tedavi etmenin zaman alıcı olması oluşturmaktadır.

Bugün, çeşitli araştırmalar tarafından desteklenen, önemli miktarda Batılı klinik deneyim bulunmaktadır.

Tarihsel ve kültürel olarak ilginin büyük olması; uygulamalarda ayrıntılı geleneksel teoriye, zannedildiği kadar ihtiyaç duyulmadığını göstermektedir. Bugün klinik etkinliklerden ödün vermeden; bu uygulamaları, kolaylaştırmanın mümkün olduğu gerçeği de bilinmektedir.

Akupunktur yöntemine, sinir sistemini yüzeyel olarak uyaran bir uygulama şeklinde yaklaşılırsa; modern anatomi ve fizyoloji konusunda eğitimli olan daha çok kişinin, akupunktur yöntemini benimsediği görülmektedir. Akupunktur hakkında yazılanların çoğu, konuya hala geleneksel açıdan yaklaşmakta ve modern versiyonu ile ilgili bilgilere henüz çok az yer vermektedir. Sonuç olarak; birçok sağlık profesyoneli, geleneksel akupunktur dı şındaki bilgileri ve modern akupunktur uygulamalarının pratik avantajlarını fark edememektedir.

Özellikle etkili bir şekilde tedavisi yapılamayan hastalıklarda, tedavide akupunkturun da yer alabileceği görülmektedir. Yetkili-Uzman ellerde yapıldığında, daha güvenli bir yöntem olduğu anlaşılmaktadır. Akupunkturun, ayrıntılı teorik temelinin zamanla geliştiği yer olan Çin’de ortaya çıktığı bilinmektedir. Son zamanlarda, Akupunkturun, Batılı sağlık profesyonelleri tarafından da; modern anatomi, fizyoloji ve patoloji anlayışına göre yeniden yorumlanarak uygulandığı görülmektedir.

Bu nedenle; günümüzde, akupunktura ait, geleneksel ve modern olmak üzere iki ana öğreti bulunmaktadır. Geleneksel öğreti; geçmişte yer alan eski kuralları izlemekte, bilim öncesi fikirleri temel almakta ve pratik yerine mistik anlayışa dayanmakta; ancak, mistizm ile ilgilenmeyen Batılılara hitap etmektedir. Modern öğreti ise; eski kuralları  büyük ölçüde göz ardı etmekte, modern anatomi ve fizyolojiyi temel almakta ve mistik anlayış bulunmamaktadır. Modern yaklaşımın başlıca avantajını, Batılılar tarafından tıp eğitiminde daha kolay kabul edilmesi oluşturmaktadır.

Akupunkturu, geleneksel formda öğrenmek, yüzlerce saat gibi uzun bir zaman almaktadır. Oysa, modern akupunktur kuralları, çok daha kısa sürede kavranabilmektedir. Aslında, temel akupunktur becerilerinin kazanılması, kolay konumdan başlamaktadır. Bu açıklama, konvensiyonal olarak eğitim almış Batılı sağlık profesyonellerini muhtemelen şaşırtabilmektedir. Batılı sağlık profesyonelleri, akupunktur uygulaması ile ilgili bilgi ve becerilerin çoğunu bilse de, farklı ve yeni bilgi ve becerileri yine de öğrenmek istemektedir. Bu da, modern akupunktur ile ilgili kanıta dayalı bilgilere erişilebilmesi ile mümkün olmaktadır.

Çin'de binlerce yıl önce geliştirilen ve antik bir sisteme dayandırılan akupunktur ile ilgili olarak, son birkaç on yıl içinde, Yin-Yang yerine, modern anatomi, fizyoloji ve patoloji fikirlerini temel alan tedavilere ait farklı düşüncelerin ortaya çıktığı görülmektedir.

Batılı uzmanlar; Batılı Akupunktur terimi yerine, Medikal Akupunktur ya da Modern Akupunktur terimlerini kullanmayı tercih etmektedir. Çünkü; Medikal ya da Modern Akupunkturda uygulanan tedaviler, bilimsel modern anatomi, fizyoloji ve patoloji anlayışına dayanmaktadır. Batılı uzmanlar; bilimin Batıya veya Doğuya ait olamayacağını ve sadece kanıta dayanan modern bir anlayış olduğunu savunmaktadır. Modern Tıp eğitimi almış uzmanlar, akupunkturun modern versiyonunda, geleneksel Yin-Yang, kanallar ve noktalar sistemlerini, MT anlayışıyla temelden farklı bir şekilde yeniden yorumlamaya çalışmaktadır.

Modern akupunkturda, nabız ve dil görünümü gibi geleneksel özel tanı yöntemleri yerine, konvensiyonal tanı yöntemlerini kullanılmaktadır. MT açısından akupunkturun tüm etkilerini açıklamak mümkün olmasa da, en azından ağrı ile ilgili olarak, makul açıklamalar ortaya koymak mümkün olabilmektedir. Bu tür bilgilerin de yerine oturması için, merkezi sinir sistemi ile ilgili halen tam olarak bilinmeyen anatomik ve fizyolojik bilgilerin bilinmesine ihtiyaç bulunmaktadır.

Bunların yanında, geleneksel sistemi şiddetle savunan MT eğitimi almamış geleneksel akupunktur uygulayıcıları bulunmaktadır. Ayrıca; geleneksel sistemi, direkt olarak reddeden ve kendi terminolojilerini geliştiren (örneğin; akupunktur terimi yerine, “kuru iğneleme” terimini tercih eden) kişiler de bulunmaktadır. Ayrıca; geleneksel sistemin sadece bazı bölümlerini kabul edenler de vardır. Aslında; en doğrusunun, kanıta dayalı MT anlayışı olduğunun anlaşılmasıdır.

Eski Çinlilerin; hastalıkların belirtilerini hafifletmek için cildi delerek yaptıkları uygulamaları, kendi dünya görüşlerine göre açıklayıp, yüzyıllar boyunca yavaş yavaş geliştirerek günümüze kadar akupunktur yöntemi olarak getirdikleri gerçeği de, apaçık ortada bulunmaktadır. Bu durum da, modern akupunkturun, antik fikirlerden günümüze geldiğini göstermektedir. Modern akupunkturun, yaygın kabul görmesinin zaman alacağı anlaşılmaktadır. Kimyasal gelişmeler oldukça, modern akupunkturun da, geleneksel akupunktur kadar ilgi göreceği savunulmaktadır.

Akupunktur basitleştirildikçe; bu durumun, geleneksel sistem savunucuları tarafından eleştirileceğinin unutulmaması gerekmektedir. Aslında; tıbbi kanıta dayalı doğru akupunktur noktaları iğnelenerek, tedavide bilimsel etkili sonuçlar alındığı sürece, bilimsel olmak şartıyla uygulamanın modern mi? yoksa geleneksel mi? olduğu sorusunun fazla önemi bulunmamaktadır.

Akupunkturun etkili olduğu kabul ediliyorsa, etki mekanizmaları ile ilgili bilgilerin de ortaya konulması gerekmektedir. Akupunktur ile ilgili modern teorilerin büyük çoğunluğu, akupunkturun ağrıyı hafiflettiği üzerinde yoğunlaşmaktadır. Pek çok modern akupunkturistin, ağrı ile karakterize olmayan bozuklukların (alerji, bronşiyal astım gibi) tedavisinde, akupunktur uygulamasından mutlu olmadıkları da görülmektedir. Aslında; akupunkturun, ağrısız bozuklukların tedavisinde de etkili olduğu bilinmektedir. Ancak; ağrı ile ilgili oldukça iyi temellere dayandırılan makul birçok açıklama bulunurken, diğer bozukluklar için ise işe yarayabilir az açıklama bulunmaktadır.

Modern akupunkturun bilimsel yönleri vurgularken, kısmen bir sanat olduğu gerçeğini de gözden kaçırmamak gerekmektedir. Modern akupunkturun, gerçekten nörofizyolojik süreçlere bağlı olduğu gözüksekse de, bununla birlikte öğrenilmesi gereken el becerilerine de bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda; akupunkturu uygulama şekillerinin, sonuçları gerçekten etkilediği ve bazı doktorların diğerlerinden daha iyi sonuçlar aldığı da görülmektedir.


Modern Tıpta Akupunkturun Etki Mekanizması Ne Demektir?
Literatür incelendiğinde; birçok yazar tarafından akupunkturun tedavi edici etki mekanizmaları hakkında makaleler yazılmış olduğu, bu yazıların çoğunda nörofizyolojik ve nörohumoral mekanizmalar (teoriler) üzerinde durulduğu ve araştırmacıların bu teoriler ile akupunkturun klinik özelliklerini açıklanmaya çalıştığı görülmektedir. Birçok araştırmacının görüşlerine göre; akupunkturun normalize edici etkisi, sinir sisteminin uyarılmasıyla ortaya çıkar. Otonomik sistemin, akupunkturun etki mekanizmasındaki rolünü ortaya çıkarmak için çok az araştırma yapılmıştır.

Deneysel çalışmalar ve klinik gözlemlere göre akupunkturun etkili olabilmesi için, sinirlerin normal fonksiyon göstermeleri gerekmektedir. Yüzeyel sinirlerin uyarılmasının, önemli rolü vardır.

Akupunktur iğnesi batırıldığında, geçtiği dokularda direkt etki ile enflamasyon mediatörleri (prostoglandin, histamin, bradikinin, seratonin gibi) salınmaktadır. Lokal sinir uçları; hem mekanik ve hem de enflamasyonun kimyasal ürünleri ile uyarılır. Bu uyarılar, merkezi sinir sistemine iletilir.

Akupukturu; tamamen plasebo (yalancı) etkiler olarak görmek ya da her şeye iyi gelen bir yöntem olarak kabul etmek, akupunktura zarar vermektedir.

Özetle; ortaya çıkan önemli sonuç, “Akupunkturun Bilimsel Akılcı Kullanımı”dır

 

Kaynak: İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Akupunktur Uygulama Merkezi (İTFAM) (1)